GENÇ RADYO
" SİZLERLE"
 
 UĞUR (ÇARŞIBAŞI MARKET) ,   SIRADAKİ PARÇAYI RADYO GENÇ AİLESİNE ARMAĞAN EDİYorUM...          |           TALAT YILDIZ (ANKARA) ,   SELÇUK BALCI'DAN BİR PARÇA ÇALAR MISINIZ? TÜM SEVENLERE GİTSİN....          |           MEHMET BALTA (Rize) ,   RAFET EL ROMAN BİR PARÇAYI TÜM BALTA AİLESİ İÇİN ÇALAR MISINIZ?...          |           LÜTFİ KOBAL (RİZE) ,   İLK İSTEK BENDEN OLSUN..HAYIRLI OLSUN...brVE ....brSIRADA Kİ PARÇA OLSUN.brTÜM GENÇ FM VE SİTE TAKİPÇİLERİ İÇİN OLSUN...          |            ,   .......HABERLERİN DEVAMI İÇİN HABER ARŞİVİNE TIKLAYIN..........          |         
Kullanıcı:    Parola:    Üye Ol   Şifremi Unuttum  
 
 

OSMAN KAYA - BİR ÜLKENİN SİYASAL YAPISININ SAĞLIKLI İŞLEYİŞİ ve LAİKLİK -1


BİR ÜLKENİN SİYASAL YAPISININ SAĞLIKLI İŞLEYİŞİ VE LAİKLİK-1

Atatürk ilkeleri , sağlaması yaşam ile yapılmış ilkelerdir.......
Tanrının, bu tarih boyu acılar çekmiş Millete armağanıdır belki de bu ilkeler.

Çünkü nice toplumlara yön veren önderlerin , liderlerin dikte ettiği ilkeler , iflas ederken , unutulup giderken , Mustafa Kemal in ortaya koyduğu ilkeler hala geçerli olmak bir yana , gün geçtikçe daha fazla önem kazanı yor. Bunun nedeni, Mustafa Kemal in ilkelerinin kaynağının bizzat yaşam olmasıdır.

Atatürk ilkelerinin temel taşlarından biri laikliktir. Laikliğin ne kadar önemli olduğunu , özellikle Ortadoğu coğrafyası açısından neler ifade ettiğini her geçen gün çok daha iyi anlıyoruz, görüyoruz.

Şu da bir gerçektir ki , laiklik son dönem siyasetinde en çok eleştirilen , en çok yıpratılan, başka anlamlara çekilen bir kavramdır.

Laiklik üzerine eleştiriler çoğunlukla şu söylem üzerindedir .

Laiklik , Tanrının kudretine , iradesine , yetki alanına sınır getirmek demektir. Laiklik , beşeri olanı , ilahi olanın üstüne çıkarmak demektir..Beşeri olanı , ilahi olanın üstüne çıkarmak ise insanın Tanrıya isyanıdır. Bir hak tecavüzüdür. Tecavüzlerin en büyüğüdür. Dolayısıyla laiklik en büyük zulümdür.

Bu bakış , bu düşünce , dün de , bu günde insanlığın başına gelmiş ve gelebilecek en büyük belalardan biridir.Bu bakış, din adına oluşturulmuş bütün terörist hareketlerin de temelidir. İslam dünyası ve Müslümanlar bu bakıştan, İslamı ve kutsal metinleri böyle okumaktan acilen kurtulmalıdır.

İşıd buna göre kafa kesiyor. El kaide buna göre bombalıyor.. Ortadoğu da bulunan bütün baskıcı rejimler ve bu arada İsrail de buna göre zulüm yapıyor.. Evet yanlış duymadınız, İsrail laik bir devlet değil bir din devletidir. Bir faşist devlettir.

İslamın özü laiktir.Çünkü İslam da ne insan ne de Tanrı birbirlerinin düşmanı değildirler.Dolayısıyla , insanın aklı ve vicdanını serbestçe kullanması demek olan laiklik aslında İslamın onaylamadığı bir şey değil tam da onayladığı bir şeydir. İslam laik bir dindir.
Laiklik Atatürkçü düşüncenin temelidir. Sadece Atatürkçü düşüncenin değil, yanı sıra İslamın da insanlığında, bilim ve bilimsel düşüncenin de temelidir. Laiklik olmadığında insanlıktan eser bulmak olanaksızdır.Neden bu böyledir?Çünkü Laiklik insan olmaya içkin bir olgu olan AKLINI KULLANMA nın olmazsa olmaz koşuludur. Laiklik İnsanın insanlaşmasın da, insanın insana yakışır bir düşünsel seviyeye ulaşmasında son derece önemlidir.

Tarih boyunca insanoğlu kendi hem cinsine köle oldu...Bu anlamda İnsanlık tarihi kula kul olmanın ve kula kul olmaktan kurtulmanın tarihidir.İnsanı insana kul edenler, bu metot üzerine sömürenler metotlarına en büyük destek olarak da -maalesef ki- dini kullanmışlardır.

Din , tarih boyu ağırlıklı olarak hep sömüren sınıfların sömürü sürecine destek olma işlevini görürken hep akla saldırmıştır.. Aklın özgür kullanımına hep engel olmuştur.(Ancak burada akıldan yana olan , hakkın yanında olan , zulmün karşısında olan dindarların varlığını da belirtmek gerekir ve onlarında hakkını kesinlikle yememek gerekir.Bu durum bir gerçek ama bu gerçek laikliğin gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Çünkü din sömürüyü amaçlayanların elinde bir enstrüman olarak kullanılabilir.Bu durumun kökten bir boyutta önüne geçmenin yolu laikliktir.) Aklın özgür kullanımına engel olunmasının en önemli nedeni düşünmeyen , bir tür uyuşturulmuş kitleler oluşturmaktır.

Egemen sınıflar din ile bir tür verili bir bilinç oluşturmakta, sanal bir aldatmayla aklında kullanıldığı yanılsaması ile kalabalıklar sömürüye hazır ve itiraz edemez hale getirilmektedir.Dinlerin tarihi biraz da ona itiraz edenlere yapılan baskıların tarihidir.Her din ilk çıktığında , erki elinde bulundurmadığı dönemde çok pozitif özellikler taşır.Ama erki ele geçiren dinler zaman süreci içinde baskı kaynağı haline gelebiliyor. Bu , ya erki elinde tutanlar sayesinde oluyor ya da erki elinde bulunduranlardan yararlanmak isteyenlerin sayesinde gerçekleşiyor...

Bilim ancak laik bir akıl, laik bir kafa ile yapılabilir dedik.. Çünkü ancak laik kafa tarafsız araştırmalar yapabilir ve ancak laik kafa hakikati bulabilir...Laik kafa arar.. laik kafa, bilginin sürekli bir arayış olduğunu bilir ve arayışına asla son vermez...Çünkü yaşam doğumdan ölüme bir yolculuktur.. Dinci kafa dini de anlayamaz.. Çünkü bulduğunu düşündüğü şeyi, son, nihai, tamamlanmış bir olgu olarak kabul eder...

Dinden kaynaklı yobazlığın akla ve bilime düşmanlığının en somut örneklerinden biri kitapların yakılmasıdır.Mesela Katolik Kilisesi 15. yy da Endülüs Emevilerine ait olan kitapları harmanlayıp yaktırmıştır.İslam Kitaba ve bilgiye çok önem vermesine rağmen yine laik olmamanın getirdiği dinsel refleks kaynaklı olarak 639 yılında Mısır Fatihi Amr İbnül-As tarafından yakılmıştır. Ne derecede doğrudur bilinmez ama Amr İbnül - As a bu emri Hz ömer vermiştir. Hz Ömere mal edilen emir şöyledir:“Bu kitaplardaki bilgiler Kuran’a aykırı ise haramdır, Kuran’da yazanlarla aynıysa gereksizdir.”... Hz Ömer bu emri gerçekten vermiş midir bilinmez ama Hz Ömer bu emri vermemişse bile bunu kim yaktıysa bu yakma eylemini kutsala büründürerek, kutsala büründürmeden kaynaklı meşruiyet zemini içinde yaktırmıştır. Tarih buna benzer kültür katliamları ile doludur.
Dinsel söylem kendini vahiy zırhına bürüyerek gösterir. Vahiy zırhına bürünerek söylenen sözlerde bir tür dokunulmazlık ve tartışılmazlık söz konusudur. Bu durumda dinsel söylemle , emir alma anlamında muhatap olan birey, kendisine emir verene asla itiraz edemez. Çünkü emir veren , emrini dinsel dokunulmazlığın en yükseğinden alır.Bu durum her aşamada tehlikeli sonuçları beraberinde getirir. Ama özellikle politik yaşam çerçevesinde dinsel söylem egemen olursa , bunun sonuçları tam bir faciadır.

Çünkü dinsel amir , amir olma statüsünü dinsel metinlerden alır. Dinsel metinler ise birbirine zıt, çelişik veya karşıt anlamlar içeren bir nitelik taşıyabiliyor.Ya da böyle yorumlamaya çok açık özellikler taşıyabiliyor. Hal böyle olunca , muktedir olanların kurduğu - kurabileceği sömürü sistemi asla işin içinden çıkılmaz bir hal alıyor.

Hiç unutmam , üniversite yıllarında iken bir imam , İslamda sömürünün olmadığını ortaya koymak adına bir sürü Arapça şey söyledi.Söyledikleri çerçevesinde sömürünün İslam açısından ne kadar eleştirilen bir olgu olduğunu ve devlet yetkililerinin, erki elinde olanların çok büyük vebal altında olduklarını, halka karşı çok hassas davranmaları gerektiğini ayrıntısıyla ifade etti.Ama aynı imam , bir belediye başkanına yönelik olarak emekçinin hakkını vermeme noktasında yapılan eleştiriye de yine bir sürü Arapça şey söyleyip , yorumlar getirerek , sömürüyü besleme kapısına çıkacak bir söylem geliştirdi. Ve geçmiş konuşmayı dinleyen kalabalık, hiç bir itiraz yöneltmedi imama.. Çünkü konuşan kutsal olana sırtını dayamıştı ve söyledikleri de kutsalın kılıfına büründürülmüştü.

Biz cahildik. Bize , duyduk , itaat ettik tavrı yakışırdı....

Bu noktada son zamanlarda yaşanmış tipik bir örneği ifade etmek isterim...

CHP eski milletvekili İhsan Özkes olayı bu noktada oldukça önemli ve ibretlik bir örnektir.

Özkes , dört ay gibi kısa bir sürede , politik eleştirilerinde gösterdiği değişim ile din söyleminin yönünü değiştirmemiş , adeta tersine çevirmiştir. Hatırlayalım , Özkes , Nisan ayı içerisinde mecliste yaptığı konuşmada cumhurbaşkanlığı Sarayı için şu ifadeleri kullanmıştı:

saraya bakın , israfı itibar yaptınız.. Bu gün Hz Muhammet yaşasa o saraya girmez .. O sarayda haram var, israf var..

Bu ifade de siyasal bir eleştiride destekleyici unsur olarak peygamber kullanılmıştır. Burada din ve bu dinin temel unsurlarından biri olan peygamber , israf karşıtı bir siyasal unsur olarak kullanılmış, ortaya konulan tezi besleyen dinsel bir referans noktası olarak işlev gör dürülmüştür.

Ancak daha sonraki süreçlerde, önceden durduğu politik konumu terk edip, önceki politik konumdaki politik kadroya kırılınca önceden ortaya koyduğu tezlerle ve perspektifle taban tabana zıt şu söylemi ortaya koydu Özkes:

Hz Muhammet bu gün yaşıyor olsa , saraya girer mi , bu akşam orada hissettim ki , kesinlikle girerdi. Çünkü orada sünnetten çok emareler var..

Şimdi burada hangi ifadenin , hangi yargının doğru olduğu önemli değildir. Burada laikliğin, dinsel alan ile yaşamsal ve özellikle siyasal alanın ayırması yönünün ne kadar önemli olduğunu açıkça görmekteyiz.. Kutsal alanın dışında çelişki ve tutarsızlığın elbette olmaması gerekir ama bu olmamazlık özellikle dinsel anlayışın içinde olanların çok daha fazla dikkat etmeleri gereken bir husus olarak karşımıza çıkar.

Hatırlayalım dinsel söylemin bağlayıcılık formulasyonu şudur:

Allah emreder dinde belirtilir, din adamı kutsal metine göre belirtir ve duyana itaat etmek düşer. çünkü itaat Allaha , itaatsizlik yine Allaha yapılmaktadır. O zaman dinsel anlamda söylenen her şey doğrudur, ilahidir ve insana mutlak itaat yakışır.

Peki dinsel anlamda mutlak itaat edilecekse ve dinsel ifadeler mutlak doğru ise birbirine zıt olan iki görüşten biri yanlış ise o zaman Allah mı insanları kandırıyor , insan mı düşüncesi ortaya çıkar, Allah insanları kaydırmayacağına göre kandıran insandır. Peki o zaman dinsel alanda da kandırma olacaksa Allah adına mutlak itaat hangi hakla istenmektedir? ve bu politik sürece dinin sokulması,alet edilmesi yanlış değil mi? bu durum ,dinin tertemiz bir yer olan vicdanlarda saklanması, onun asla politik oyunlara, siyasete alet edilmemesi zorunluluğunu açıkça göstermez mi?

( devam edecek)

OSMAN KAYA 02/09/2019

 
 
 
 
 

Pazargenç FM                                        Tüm Hakları Saklıdır | All Rights Reserved | Copyright © 2018                                      DJ İstek Paneli Girişi